Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerinden istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler için kullanılabilecek oran 2026 yılı için artırıldı. Karar, işçilerin maaşından yeni bir kesinti anlamına gelmiyor; ancak Fon kaynaklarının kullanım alanı bakımından önemli sonuçlar doğuruyor.
Cumhurbaşkanı Kararı ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 48’inci maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen amaçlar için kullanılabilecek İşsizlik Sigortası Fonu gelir oranının artırılmasına karar verildi. Resmî Gazete’de yayımlanan kararda, söz konusu düzenlemenin 4447 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi kapsamında yürürlüğe konulduğu belirtildi.
Kararın özü, İşsizlik Sigortası Fonu’nun bir önceki yıl prim gelirlerinden ayrılabilecek payın 2026 yılı için yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkarılmasıdır. Böylece Fon kaynaklarının daha büyük bir bölümü; iş gücünün istihdam edilebilirliğini artırmak, çalışanların mesleki niteliğini geliştirmek, işsizlik riskini azaltmak, teknolojik gelişmeler nedeniyle işini kaybetme riski bulunan kişileri farklı alanlara yönlendirmek ve istihdamı koruyucu tedbirlerde kullanılabilecek.
Bu karar, çalışan işçilerin ücretinden yeni bir kesinti yapılması anlamına gelmiyor. Mevcut sistemde işsizlik sigortası primi; işçi, işveren ve devlet payı üzerinden finanse ediliyor. 4447 sayılı Kanun’a göre işsizlik sigortası primi, prime esas brüt kazanç üzerinden işçi için yüzde 1, işveren için yüzde 2 ve devlet payı olarak uygulanıyor. Kanunda ayrıca işverenlerin bu prim yükümlülüğü nedeniyle işçinin ücretinden ayrıca indirim veya kesinti yapamayacağı açıkça düzenleniyor.
Dolayısıyla karar, bordroda işçiye yeni bir kesinti olarak yansımayacak. İşçinin maaşında, yevmiyesinde veya işsizlik sigortası primi oranında doğrudan bir artış getirmiyor.
Karar, işsizlik maaşının şartlarını, süresini veya hesaplama yöntemini de değiştirmiyor. İşsizlik ödeneği almak isteyen sigortalı işsizlerin, hizmet akdinin sona ermesinden itibaren 30 gün içinde İŞKUR’a başvurma şartı devam ediyor. Kanunda işsiz kalan sigortalılara işsizlik ödeneği, genel sağlık sigortası primi, yeni iş bulma hizmetleri ve aktif işgücü kurs/programları sağlanacağı belirtiliyor.
Bu nedenle düzenleme, “işsizlik maaşı artırıldı” ya da “işsizlik maaşı kesilecek” şeklinde yorumlanmamalı. Karar daha çok Fon’un kullanım alanı ve ayrılabilecek kaynak miktarıyla ilgilidir.
İşçiler açısından kararın en önemli sonucu, İşsizlik Sigortası Fonu’nun daha fazla kaynağının doğrudan işsizlik ödeneği dışında kalan istihdam politikalarına yönlendirilebilecek olmasıdır.
Bu kaynaklar; mesleki eğitim, işbaşı eğitim programları, işe yerleştirme ve danışmanlık hizmetleri, istihdamı koruyucu teşvikler, teknolojik dönüşüm nedeniyle işini kaybetme riski bulunan çalışanların başka alanlara yönlendirilmesi gibi başlıklarda kullanılabilecek. Kanun, Cumhurbaşkanına bu oranı yüzde 50’ye kadar çıkarma yetkisi veriyor.
Bu yönüyle düzenleme, çalışanların işsiz kalmadan önce korunması, yeni beceriler kazanması ve işgücü piyasasında kalması açısından olumlu bir araç olarak görülebilir. Ancak diğer yandan İşsizlik Sigortası Fonu’nun asıl amacının işsiz kalan sigortalı işçiye gelir güvencesi sağlamak olduğu da unutulmamalıdır.
İşçi kesimi açısından tartışmanın merkezinde şu soru yer alıyor: İşsizlik Sigortası Fonu, öncelikle işsiz kalan işçiye destek için mi kullanılmalı, yoksa istihdamı koruma ve artırma politikalarına daha fazla kaynak mı ayrılmalı?
Yeni kararla birlikte Fon’un bir önceki yıl prim gelirlerinden daha yüksek bir payın istihdam programlarına ayrılmasının önü açıldı. Bu durum, kamu otoritesi açısından işsizliği önleyici tedbirlerin güçlendirilmesi olarak değerlendirilebilir. Ancak işçi örgütleri açısından bakıldığında, işçiden kesilen primlerle oluşan Fon’un işsizlik ödeneği şartlarının iyileştirilmesi, ödenek miktarının artırılması ve daha fazla işçinin fondan yararlanması için kullanılması gerektiği yönündeki eleştiriler de gündeme gelebilir.
Resmî Gazete’de yayımlanan karar, işçilerin bordrosuna doğrudan yeni bir yük getirmiyor. İşsizlik maaşı şartlarını da değiştirmiyor. Ancak İşsizlik Sigortası Fonu’nun kullanımında önemli bir politika tercihini ortaya koyuyor.
Fon gelirlerinden istihdamı artırıcı, koruyucu ve mesleki dönüşümü destekleyici programlara ayrılabilecek payın yüzde 50’ye çıkarılması, özellikle ekonomik daralma, teknolojik dönüşüm ve işsizlik riski bulunan sektörler açısından önemli olabilir. Buna karşılık, işçiler açısından temel beklenti; Fon’un asli işlevinin, yani işsiz kalan emekçiye güçlü ve erişilebilir bir gelir güvencesi sağlamasının zayıflatılmamasıdır.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.