Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kamu işçilerinin tediye, ikramiye, yemek ve yol yardımlarını aylık maaş gibi gösteren sosyal medya paylaşımlarındaki hesaplama yöntemini resmî kaynaklarla inceledik.
Memurların ücret ve özlük haklarının iyileştirilmesini savunduğunu belirten bazı sosyal medya hesapları, kamu işçilerinin dönemsel ödemelerini düzenli aylık maaş gibi bir araya getirerek “100-120 bin lira maaş” algısı oluşturuyor. Peki tediye, ikramiye, yemek ve yol yardımı gerçekten aylık maaş sayılabilir mi?
Türkiye’de memurların ücretlerinin ve sosyal haklarının yetersizliği uzun süredir tartışılıyor. Memurların enflasyon karşısındaki kayıplarının giderilmesi, ilave ödemelerin emekliliğe yansıtılması, kira ve büyükşehir tazminatı verilmesi, bayram ikramiyesi ve benzeri sosyal haklara kavuşturulması son derece meşru talepler.
Ancak son dönemde X platformunda faaliyet gösteren bazı hesapların memur haklarını savunmak yerine, kamu işçilerini hedef gösteren bir dil kullandığı görülüyor.
Bu hesaplar tarafından yapılan paylaşımlarda kamu işçilerinin aylık ücretleri; yılda belirli dönemlerde ödenen ilave tediye, toplu iş sözleşmesi ikramiyesi, yemek yardımı ve yol yardımıyla bir araya getiriliyor. Yıllık veya dönemsel ödemeler tek bir aya yığılmış gibi gösterilerek kamu işçilerinin her ay 85 bin, 100 bin, hatta 120 bin lira maaş aldığı ileri sürülüyor.
Sosyal medyada paylaşılan örneklerden birinde, taşerondan kadroya geçirilen bir kamu işçisinin “altı aylık ortalama gelirinin 87-95 bin lira olduğu, bazı aylarda ise 138 bin liraya ulaştığı” iddia ediliyor. Aynı paylaşımda kamu işçisinin aldığı dönemsel ödemeler, en düşük memur maaşıyla karşılaştırılıyor.
Kamu işçilerinin dönemsel ödemelerini aylık maaş gibi gösteren paylaşım
Başka bir paylaşımda ise bir kamu işçisinin “maaş, ikramiye, tediye, yemek ve yol ödemeleriyle aylık 85-90 bin lira gelir elde ettiği” ileri sürülüyor.
Maaş, tediye ve ikramiyenin aynı kalemde toplandığı paylaşım
Benzer içerikteki başka bir gönderide, yemek ve yol yardımlarının toplamı dahi “aylık 120 bin lira ödeme” şeklinde sunuluyor. Paylaşımda memurun yalnızca çıplak maaşı ile kamu işçisinin maaş dışındaki bütün yıllık ve dönemsel kazanımları karşılaştırılıyor.
Yemek ve yol yardımlarının aylık ücret gibi sunulduğu paylaşım
Bir diğer hesap ise taşerondan kadroya geçen kamu işçilerini eğitim durumu ve işe alınma yöntemi üzerinden hedef alarak maaş, tediye ve ikramiye kalemlerini yan yana sıralıyor.
Kamu işçilerinin kadroya geçiş şekli üzerinden hedef alındığı paylaşım
Bir sendika hesabı tarafından yapılan paylaşımda da “memura 12 maaş, işçiye ikramiye ve tediyelerle 16 maaş” ifadesi kullanılarak kamu işçisinin memur ve amirinden daha fazla ücret aldığı savunuluyor.
“İşçiye 16 maaş” söyleminin kullanıldığı paylaşım
Kamu işçilerine yapılan ilave tediye ödemesi, kamuoyuna yansıtıldığı gibi her ay ödenen ikinci bir maaş değildir. İlave tediye, 6772 sayılı Kanun kapsamında ve Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen tarihlerde parçalar hâlinde ödenen kanuni bir işçilik alacağıdır.
Ayrıca ödeme brüt günlük ücret üzerinden hesaplanmakta; gelir vergisi, damga vergisi ve diğer yasal kesintiler nedeniyle işçinin eline açıklanan brüt rakamın tamamı geçmemektedir.
Toplu iş sözleşmesi kapsamındaki ikramiyeler de her işyerinde aynı değildir. İkramiyenin bulunup bulunmadığı, gün sayısı ve ödeme tarihleri işçinin çalıştığı kurumun toplu iş sözleşmesine göre değişebilmektedir.
Örneğin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yayımladığı toplu iş sözleşmesi rehberinde, 6772 sayılı Kanun kapsamındaki ilave tediyenin yanı sıra 2025-2026 dönemi için yılda 60 günlük ücret tutarında ikramiye düzenlemesi bulunduğu belirtilmektedir. Bu, işçiye her ay düzenli şekilde fazladan 60 günlük ücret ödendiği anlamına gelmemektedir. Ödeme, toplu iş sözleşmesinde belirlenen dönemlerde yapılmaktadır.
SGK da ücret dışındaki prim ve ikramiye benzeri ödemelerin ödendiği ayın prime esas kazancına dahil edildiğini açıklamaktadır. Bu nedenle ikramiye veya tediye ödenen ayın bordrosu, işçinin normal aylık kazancından yüksek görünebilir. Ancak yüksek görünen tek bir bordro, işçinin her ay aynı tutarda maaş aldığı anlamına gelmez.
Sosyal medya paylaşımlarında kullanılan önemli yöntemlerden biri de yemek ve yol yardımlarının doğrudan “maaş” olarak gösterilmesidir.
Oysa yemek yardımı işçinin çalıştığı günlerle bağlantılı olabilmekte, yıllık izin, rapor veya ücretsiz izin gibi dönemlerde farklı uygulanabilmektedir. Yol yardımı da kurumun servis sağlayıp sağlamamasına, toplu iş sözleşmesine ve işyerine göre değişmektedir.
Bu ödemelerin tamamının her kamu işçisine aynı tutarda ödendiği yönündeki paylaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır.
Kamu işçileri tek bir ücret sistemine tabi değildir. Kurum, işkolu, unvan, kıdem, yevmiye, vardiya düzeni, gece çalışması, fazla çalışma, toplu iş sözleşmesi ve sendika farklılıkları nedeniyle bordrolar arasında ciddi değişiklikler bulunabilir.
Bir kamu kurumundaki vardiyalı, gece çalışan veya fazla mesai yapan işçinin bordrosu alınarak bütün kamu işçilerinin “en düşük maaşı” gibi sunulamaz.
Yanlış karşılaştırmaların bir diğer boyutu, brüt ve net ücretlerin birbirine karıştırılmasıdır.
Kamu işçisinin brüt yevmiyesi üzerinden hesaplanan aylık ücretine gelir vergisi, SGK primi, işsizlik sigortası primi, damga vergisi ve varsa sendika aidatı gibi kesintiler uygulanmaktadır. Vergi diliminin yükselmesiyle birlikte yılın ilerleyen aylarında işçinin net ücreti düşebilmektedir.
Buna rağmen bazı hesapların brüt ücret, tediye, ikramiye, yemek, yol, fazla mesai ve diğer ödemeleri topladığı; ortaya çıkan rakamı da işçinin eline geçen düzenli net maaş gibi sunduğu görülüyor.
Bu yöntemle istenirse herhangi bir çalışanın yıllık bütün gelirleri toplanıp ödeme yapılan aya bölünerek kamuoyunu yanıltacak rakamlar üretilebilir.
Ancak bordro hesabı böyle yapılmaz.
Yaklaşık 600 bin kamu işçisini kapsayan 2025-2026 Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü, 2 Ağustos 2025 tarihinde imzalandı. Protokolde 2025 yılının ilk altı ayı için yüzde 24, ikinci altı ayı için yüzde 11, 2026 yılının ilk altı ayı için yüzde 10 ve ikinci altı ayı için yüzde 6 oranında ücret artışı öngörüldü.turn111704search4
Protokol kapsamında taban yevmiyesi 1.400 liranın altında olanların yevmiyesi 1.400 liraya yükseltildi; belirlenen dönemler için ücret zamları ve enflasyon farkı hükümleri kabul edildi.
Bu oranların tamamını doğrudan net maaş artışı olarak değerlendirmek de doğru değildir. Zamlar brüt yevmiye üzerinden uygulanmakta, sonrasında vergi ve sigorta kesintileri devreye girmektedir.
Kamu işçilerinin ücret pazarlığı ne zaman gündeme gelse sosyal medyada benzer bir kampanyanın başladığı görülüyor.
Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü görüşmelerinin devam ettiği dönemlerde;
2025 yılı kamu toplu iş sözleşmesi süreci aylar süren görüşmelerin ardından 2 Ağustos 2025 tarihinde imzalanan protokolle sonuçlandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, düzenlemenin yaklaşık 600 bin kamu işçisini ilgilendirdiğini açıkladı.
Tam da bu pazarlık dönemlerinde “işçi zaten çok alıyor” söyleminin yaygınlaştırılması, kamu işçilerinin ücret taleplerinin kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırılmasına neden oluyor.
Bu paylaşımlar, işveren tarafının düşük zam tekliflerinin tartışılması yerine çalışanların birbirlerinin ücretlerini sorgulamasına yol açıyor.
Memurların;
son derece doğaldır.
Ancak bu taleplerin gerekçesi “kamu işçisinin elinden alınsın” veya “işçi fazla alıyor” olmamalıdır.
Doğru talep şudur:
Kamu işçisinin hakkı korunmalı, memurun hakları da geliştirilmelidir.
Yanlış talep ise şudur:
Kamu işçisinin bütün yıllık gelirlerini toplayıp aylık maaş gibi göstererek memurla karşı karşıya getirmek.
Memurların sorunlarının sebebi kamu işçilerinin ilave tediye veya ikramiye alması değildir. Kamu işçilerinin ücret kayıplarının sebebi de memurların maaşı değildir.
Asıl tartışılması gereken; yüksek enflasyon, ağır vergi yükü, ücretlerin yoksulluk sınırının altında kalması, kira ve temel tüketim giderlerindeki artış ile çalışanların millî gelirden aldığı payın giderek azalmasıdır.
Kamu işçileri ile memurlar aynı kamu hizmetinin farklı statülerde çalışan unsurlarıdır.
Aynı hastanede, aynı bakanlıkta, aynı üniversitede veya aynı kamu kurumunda görev yapan çalışanların birbirlerinin haklarını hedef alması, yalnızca işveren tarafının elini güçlendirir.
Bugün kamu işçisinin tediyesini ve ikramiyesini “fazlalık” olarak gösteren anlayış, yarın memurun aile yardımını, öğretmenin ek dersini, sağlık çalışanının teşvik ödemesini veya emeklinin bayram ikramiyesini de fazlalık olarak değerlendirebilir.
Bir hakkın başka bir çalışan grubuna verilmemiş olması, o hakkı alan çalışanın hakkının elinden alınmasını gerektirmez.
Aksine o hakkın kapsamının genişletilmesi gerekir.
Kamu işçilerinin 100-120 bin lira maaş aldığı iddiasını dile getiren hesaplara şu sorular yöneltilmelidir:
Paylaşılan rakam brüt müdür, net midir?
Normal aylık ücret midir, fazla mesai dahil midir?
İlave tediye ve ikramiye yıllık toplamdan mı eklenmiştir?
Yemek ve yol yardımı hangi kurumun toplu iş sözleşmesine aittir?
Gösterilen bordro hangi ayın bordrosudur?
İşçi o ay geriye dönük toplu sözleşme farkı almış mıdır?
Gece, vardiya, hafta tatili veya ulusal bayram çalışması bulunmakta mıdır?
Açıklanan tutar bütün kamu işçileri için mi geçerlidir, yoksa tek bir kurumdan seçilmiş örnek midir?
Bu soruların cevabı verilmeden paylaşılan hiçbir “100 bin lira kamu işçisi maaşı” tablosu sağlıklı bir ücret karşılaştırması sayılamaz.
Memurların ücret ve sosyal hak mücadelesi desteklenmelidir. Ancak bu mücadele kamu işçilerini aşağılayan, eğitim durumları üzerinden küçümseyen, taşerondan kadroya geçişlerini suçmuş gibi gösteren veya kazanılmış haklarını hedef alan bir dil üzerinden yürütülemez.
Aynı şekilde kamu işçileri de memurların hak taleplerini küçümsememeli ve iki çalışan grubu arasındaki farklılıkları düşmanlık gerekçesine dönüştürmemelidir.
Kamu çalışanlarının ortak sorunu birbirlerinin kazancı değil; ücretlerin enflasyon karşısında erimesi, vergi yükünün artması ve çalışma hayatındaki güvencesizliktir.
Memur daha fazla hak istemelidir.
Kamu işçisi de ücret ve sosyal haklarını geliştirmek istemelidir.
Fakat hiçbir çalışan grubu, diğerinin sofrasındaki ekmeği hedef göstererek gerçek bir hak mücadelesi yürütemez.
Memurun hakkı işçinin hakkına saldırarak aranmaz. İşçinin hakkı da memurun kaybı üzerinden savunulmaz. Çözüm, çalışanların haklarını birbirine kırdırmak değil; bütün emekçilerin ücret ve sosyal haklarını insanca yaşam düzeyine yükseltmektir.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Önemli haberleri bildirim olarak alın veya Kamu İşçileri sitesini cihazınıza uygulama gibi yükleyin.