Kamu kurumlarında çalışan yüz binlerce işçi için son yılların en görünür ama en az çözülen sorunlarından biri, gelir vergisi dilimlerinin çalışan aleyhine hızla daralması oldu. Özellikle 2026 yılı itibarıyla tablo daha da netleşti: İşçiler artık yılın sonuna doğru değil, Mart–Nisan gibi çok erken bir dönemde %27’lik vergi dilimine giriyor.
Üç Ayda Maaş kaybı 9 Bin TL,
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASHB) bünyesinde çalışan bir kamu işçisinin maaş verileri, sorunun boyutunu çarpıcı şekilde ortaya koyuyor:
Bu tabloya göre yalnızca 3 ay içinde işçinin maaşında oluşan reel kayıp yaklaşık 9.077 TL seviyesine ulaşıyor.
Üstelik bu hesaplamaya; yol yardımı, gece çalışma ücreti, meslek primi ve sorumluluk primi gibi rutin maaş kalemleri dahil olmasına rağmen, net ücret ciddi şekilde düşüyor.
Kamu işçilerinin maaşlarında yaşanan düşüşün temel nedeni, çoğu zaman zannedildiği gibi ücret artışlarının yetersizliği değil; vergi tarifesinin yıllar içinde aynı hızda güncellenmemesi ve fiilen daralmasıdır.
Sorun Kurumsal Değil, Sistemsel
Ortaya çıkan tablo yalnızca belirli bir kuruma özgü değildir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASHB) üzerinden verilen örnekler dikkat çekici olsa da, mesele tek bir kurumla sınırlı değildir.
Sağlık Bakanlığı’ndan üniversitelere, belediyelerden diğer tüm kamu kurumlarına kadar geniş bir yelpazede çalışan işçiler, aynı vergi tarifesine tabi oldukları için benzer kayıpları yaşamaktadır.
Bu nedenle:
Vergi dilimi kaynaklı mağduriyet tüm kamu işçileri için ortak bir sorun haline gelmiştir.
Her yıl tekrar eden bu tablo, işçilerin alım gücünü yalnızca geçici değil, sistematik bir şekilde aşındırmaktadır. Ücret artışları enflasyon karşısında zaten sınırlı kalırken, bir de vergi dilimi etkisi devreye girdiğinde işçinin eline geçen net gelir ciddi biçimde gerilemektedir.
Bu denli geniş kesimleri etkileyen bir sorunda, gözler doğal olarak işçi sendikalarına çevrilmektedir. Ancak mevcut durumda, kamu işçilerinin en büyük eleştirilerinden biri de sendikal müdahalenin yetersiz kalmasıdır.
Her ne kadar iki büyük işçi konfederasyonu tarafından zaman zaman konu gündeme getirilse ve çeşitli açıklamalar yapılsa da, sahada somut sonuç üreten, kamuoyunda güçlü karşılık bulan bir eylem planının ortaya konamadığı yönünde ciddi bir kanaat oluşmuş durumdadır.
Kamu işçileri bu tabloyu oldukça net bir şekilde özetliyor:
“Açıklama var, çözüm yok.”
Bu ifade, yalnızca bir eleştiri değil; aynı zamanda yıllardır çözülemeyen yapısal bir soruna karşı duyulan hayal kırıklığının da yansımasıdır.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.