Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Hekimsen Genel Başkanı Adil Kurban, bu kez hemşirelere yönelik kullandığı ifadelerle tepki çekti. Kurban’ın bir olayı anlatırken hemşireleri eğitim düzeyleri üzerinden hedef alan sözleri ve “Allah da denk getirmiyor” şeklindeki ifadesi, bir sendika genel başkanından beklenen sorumluluk ve temsil ciddiyetiyle bağdaşmıyor.
Üstelik bu, Adil Kurban’ın çalışan kesimleri karşı karşıya getiren söylemleri nedeniyle ilk kez eleştirilmesi değil.
Kurban daha önce de hekim maaşlarını kamu işçilerinin ücretleriyle karşılaştıran açıklamalarıyla gündeme gelmişti. Kamu işçilerinin ücretlerini bütün unsurlarıyla ortaya koymak yerine belirli rakamlar üzerinden yapılan kıyaslamalar, kamuoyunda “işçi doktordan fazla kazanıyor” algısı oluşturduğu ve kamu işçilerinin gelirleri üzerinden manipülatif bir tartışma yürüttüğü gerekçesiyle ciddi şekilde eleştirilmişti.
Dün kamu işçileri, bugün hemşireler…
Bir sendika genel başkanının kendi üyelerinin haklarını savunabilmek için sürekli başka çalışan gruplarının ücretlerini, eğitimlerini veya mesleki konumlarını tartışmanın malzemesi haline getirmesi sendikacılık değildir.
Hekimin hakkını savunmak için kamu işçisini hedef göstermek gerekmediği gibi, hekimlerin yaşadığı sorunları anlatmak için hemşireleri küçümseyen bir dil kullanmak da gerekmez.
Daha vahimi, bu tür sözlerin sağlık çalışanları arasında yıllardır korunmaya çalışılan çalışma barışına zarar verme potansiyelidir.
Hekim, hemşire, sağlık işçisi, teknisyen ve diğer sağlık çalışanları aynı hastanede, aynı hastanın yaşamı için omuz omuza çalışıyor. Böyle bir sistemin içerisinde sorumluluk makamında bulunan kişinin görevi meslek gruplarının arasına yeni duvarlar örmek değil, ortak sorunlara çözüm aramaktır.
Sendika genel başkanlığı, mikrofonu eline alanın diğer çalışanları aşağılayabileceği bir makam değildir.
Eğitim üzerinden hemşireleri tartışmaya açmak, birkaç olay veya kişiden hareketle koskoca bir meslek grubunu kamuoyunun önüne atmak son derece sorumsuz bir tutumdur. Bunun sonucu yalnızca sosyal medyada birkaç günlük tartışma olmaz. Bu dil, sağlık çalışanlarını birbirine karşı doldurur, iş barışını bozar ve toplumda hemşirelere yönelik haksız bir algının oluşmasına zemin hazırlar.
Hele ki sağlıkta şiddetin, ağır iş yükünün ve personel yetersizliğinin tartışıldığı bir ortamda bir sendika genel başkanının yapması gereken son şey sağlık çalışanlarını birbirine karşı konumlandırmaktır.
Artık şu sorunun açıkça sorulması gerekiyor: Bir meslek grubunun hakkını savunmak için neden sürekli başka bir çalışan grubuna ihtiyaç duyuluyor?
Hekimlerin ücretleri yetersizse bunun muhatabı kamu işçisi değildir.
Hekimlerin çalışma şartlarında sorun varsa bunun sorumlusu hemşire değildir.
Bir hekimin hakkının artırılması, bir hemşirenin itibarsızlaştırılmasına veya bir kamu işçisinin maaşının tartışmaya açılmasına bağlı değildir.
Sendikacılık tam da bunu anlayabilmeyi gerektirir.
Adil Kurban’ın son açıklamalarını bu nedenle yalnızca “talihsiz sözler” olarak geçiştirmek mümkün değildir. Daha önce kamu işçilerinin ücretleri üzerinden yürütülen tartışmaların ardından şimdi de hemşirelerin eğitimleri üzerinden gündeme getirilen bu söylem, kullanılan dil konusunda ciddi bir sorgulamayı zorunlu hale getirmiştir.
Kurban’ın hemşirelere yönelik ifadeleri nedeniyle açıkça özür dilemesi gerekir. Hekimsen yönetiminin de bu sözlerin sendikanın kurumsal görüşü olup olmadığını kamuoyuna açıklaması beklenmektedir.
Çünkü temsil makamında bulunmak yalnızca konuşma hakkı değil, söylediği sözün sonuçlarını taşıma sorumluluğu da getirir.
Sendikacılık çalışanı çalışana kırdırmak değildir.
Dün kamu işçisinin maaşını hedef tahtasına koyup bugün hemşirenin eğitimini tartışmaya açarak hekimlerin sorunlarına çözüm üretilemez.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Önemli haberleri bildirim olarak alın veya Kamu İşçileri sitesini cihazınıza uygulama gibi yükleyin.