Kamu kurumlarında görev yapan binlerce sürekli işçi, yıllardır çözüm bekleyen görev tanımı sorunlarının artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını belirtiyor. Çalışanlara göre sorunun merkezinde ise neredeyse her görev tanımında yer alan tek bir cümle bulunuyor: “Amirin verdiği diğer işleri yapmak.”
İlk bakışta kurumun hizmetinin aksamaması amacıyla yazıldığı düşünülen bu ifade, uygulamada farklı yorumlara açık hale geldiğinde çalışanlar açısından ciddi hak ve görev karmaşalarına neden olabiliyor.
Uzmanlara göre görev tanımlarının amacı, çalışanın hangi işleri yapacağını açık şekilde belirlemek ve hem çalışanı hem de idareyi korumaktır. Ancak görev tanımının sınırlarının belirsizleşmesi, zamanla görev tanımını koruyan bir metinden çıkarıp, her türlü görevlendirmenin dayanağı olarak görülen bir belgeye dönüştürebiliyor.
Bir kamu çalışanının görev tanımı sadece yapılacak işleri sıralayan basit bir liste değildir.
Görev tanımı;
belirleyen temel belgedir.
Bu nedenle görev tanımlarının açık, net ve yoruma kapalı olması, hukuki belirlilik ilkesinin de bir gereğidir.
Kamu kurumlarının büyük bölümünde görev tanımlarının sonunda benzer ifadeler yer alıyor.
“Amirin verdiği diğer işleri yapmak.”
Çalışanlar ise itirazlarını tam da bu noktada dile getiriyor.
Çünkü “diğer işler” ifadesinin sınırının belirlenmemesi, zamanla şu anlayışın ortaya çıkmasına neden olabiliyor:
“İhtiyaç varsa herkes her işi yapar.”
İşte tartışma da tam burada başlıyor.
Çünkü görev tanımları, personelin gerektiğinde kurumun işleyişine katkı sağlamasını engellemek için değil; hangi işlerin kendi görev alanına girdiğini belirlemek için hazırlanıyor.
Görev tanımı dışında kalan her işin, yalnızca “amirin talimatı” gerekçe gösterilerek sürekli hale gelmesi ise çalışanlar açısından belirsizlik ve huzursuzluk oluşturabiliyor.
Bugün aynı unvana sahip iki personel, farklı kurumlarda hatta aynı kurumun farklı birimlerinde tamamen farklı görevler yapabiliyor.
Bazı kurumlarda görev tanımı esas alınırken, bazı kurumlarda personelin yaptığı işlerin kapsamı yıllar içinde giderek genişleyebiliyor.
Bu durum hem çalışanlar arasında eşitsizlik algısına hem de kurumlar arasında standart uygulamanın ortadan kalkmasına neden oluyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı çocuk evleri, çocuk evleri siteleri, engelli bakım merkezleri, yaşlı bakım kuruluşları ve kadın konukevlerinde çalışan personeller de görev tanımlarına ilişkin çeşitli sorunları gündeme getiriyor.
Çalışanların aktardığı örneklere göre zaman zaman bakım personellerinden;
gibi görevlerin talep edildiği ifade ediliyor.
Temizlik personelleri ise yalnızca temizlik hizmeti değil;
gibi farklı işlerde de görevlendirildiklerini dile getiriyor.
Özel güvenlik görevlileri de benzer şekilde;
gibi görevlerin kendilerine verilebildiğini ifade ediyor.
Bu örnekler yalnızca bir kuruma özgü olmayıp, farklı kamu kurumlarından gelen benzer şikâyetlerle de destekleniyor.
Sağlık Bakanlığında da Benzer Şikâyetler Gündemde
Görev tanımı tartışmaları yalnızca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile sınırlı değil. Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve diğer sağlık kuruluşlarında görev yapan sürekli işçiler de benzer sorunları dile getiriyor.
Farklı hastanelerden ve sağlık kuruluşlarından çalışanların aktardığı örneklere göre, aynı unvana sahip personeller kurumdan kuruma hatta aynı hastane içinde birimden birime farklı uygulamalarla karşılaşabiliyor.
Temizlik personelleri, görevlerinin yalnızca hijyen ve temizlik hizmetleriyle sınırlı kalmadığını belirtiyor.
Çalışanların aktardığına göre bazı kurumlarda temizlik personellerinden;
gibi görevler de talep edilebiliyor.
Personeller ise teknik hizmetler, destek hizmetleri ve temizlik hizmetlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade ediyor.
Destek personelleri de görev tanımlarındaki belirsizlik nedeniyle zaman zaman farklı meslek gruplarına ait işlerde görevlendirildiklerini belirtiyor.
İddialara göre bazı sağlık kuruluşlarında;
aynı personel tarafından yürütülmeye çalışılıyor.
Bu durumun hem iş yükünü artırdığı hem de görev sınırlarını belirsiz hale getirdiği ifade ediliyor.
Özel güvenlik görevlileri de görev tanımlarının dışında kalan işlerde görevlendirildiklerini dile getiriyor.
Çalışanların aktardığı örnekler arasında;
gibi görevler yer alıyor.
Oysa güvenlik personelinin asli görevi, sağlık tesisinin güvenliğini sağlamak, riskleri önlemek ve acil durumlara müdahale etmektir.
Çalışanlara göre sorun yalnızca fazla iş yapmak değil.
Görev tanımları belirsizleştikçe;
gibi temel konular da tartışmalı hale geliyor.
Özellikle sağlık hizmeti sunulan kurumlarda bu durumun daha büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Çünkü sağlık kuruluşlarında yapılan her görevin, hasta güvenliği, çalışan güvenliği ve hizmet kalitesi üzerinde doğrudan etkisi bulunuyor.
Çalışma hayatı uzmanlarına göre, görev tanımlarında yer alan “Amirin verdiği diğer işleri yapmak” ifadesi, kurumun olağan işleyişi içinde görev tanımıyla bağlantılı makul ve benzer işleri kapsayacak şekilde değerlendirilmelidir.
Bu hükmün; personeli sürekli olarak başka meslek gruplarının işlerinde çalıştıran, unvanını fiilen ortadan kaldıran veya görev tanımını anlamsız hâle getiren sınırsız bir yetki olarak yorumlanması, görev tanımının varlık amacına aykırı sonuçlar doğurabilir.
Çünkü bu anlayışın doğal sonucu şudur:
“Herkes, ihtiyaç olduğunda her işi yapar.”
Bu yaklaşım ilk bakışta pratik bir çözüm gibi görünse de uzun vadede;
Görev tanımlarının amacı ise tam tersidir. Amaç, personelin kurumun ihtiyaçlarına katkı sunmasını engellemek değil; hangi işlerin hangi unvan tarafından, hangi sınırlar içinde yürütüleceğini açıkça belirleyerek hem çalışanı hem de idareyi hukuki belirsizliklerden korumaktır.
Bu nedenle kamu çalışanları, tüm bakanlıklarda görev tanımlarının günümüz çalışma koşullarına uygun şekilde yeniden gözden geçirilmesini ve “Amirin verdiği diğer işleri yapmak” ibaresinin “Amirin görev tanımına uygun olarak verdiği işleri yapmak” şeklinde daha açık ve hukuki belirlilik sağlayacak bir ifadeyle değiştirilmesini talep ediyor.
Görev tanımının belirsiz olması sadece “fazla iş yapmak” anlamına gelmiyor.
Asıl sorun;
Belirsizlik arttıkça, hem çalışan hem de yönetici açısından hukuki riskler de artıyor.
Kamu çalışanları ve çalışma hukuku alanında görüş bildiren birçok uzman, çözümün görev tanımlarının yeniden gözden geçirilmesinde olduğunu ifade ediyor.
Öneriler arasında;
gibi düzenlemeler yer alıyor.
Kamu hizmeti elbette ekip çalışmasını ve gerektiğinde kurumun ihtiyaçlarına göre iş birliğini gerektirir. Ancak bu anlayış, görev tanımlarını tamamen işlevsiz hâle getirecek kadar geniş yorumlandığında, çalışan açısından belirsizlik; idare açısından ise hukuki risk doğurabilir.
Çalışanların ortak beklentisi, görev tanımlarının kamu hizmetinin ihtiyaçlarını karşılayacak esnekliği korurken, aynı zamanda hangi işin kimin görevi olduğunu açıkça ortaya koyan, keyfi uygulamalara izin vermeyen ve hukuki belirliliği sağlayan bir yapıya kavuşturulmasıdır.
Çünkü görev tanımları, “her işi yaptırabilmenin” değil; doğru işi, doğru personele, doğru sınırlar içinde yaptırabilmenin temel güvencesidir.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.