Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İstanbul ASHB’de “Yemediğin Yemeğin Parasını Faiziyle Geri Öde” Tepkisi: İşçilere Borç Çıkarılıyor
İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde görev yapan sürekli işçilere, sağlık raporlarının süresi dolduktan sonra ödenmeye devam ettiği belirtilen nakdi yemek yardımları nedeniyle geriye dönük borç çıkarılıyor. Sendika, çalışanlardan hem geri alınmasına hem de brüt tutar üzerinden ve faiz işletilerek tahsilat yapılmak istenmesine tepki gösteriyor.
İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde görev yapan sürekli işçilere, sağlık raporlarının süresi sona erdikten sonra da ödenmeye devam ettiği belirtilen nakdi yemek yardımları nedeniyle geriye dönük borç çıkarılması tartışma yarattı.
Yetkili sendika, söz konusu ödemelerin çalışanların herhangi bir müdahalesi olmaksızın kurum tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, aylar hatta yıllar sonra işçilerden bu tutarların faizleriyle birlikte geri istenmesinin hakkaniyetli olmadığını savunuyor.
İstanbul 3 No’lu Şube Başkanı Ergin Balekoğlu, uygulamaya sert tepki göstererek, ödeme ve tahakkuk süreçlerinin işveren tarafından yürütüldüğüne dikkat çekti.
“Ödemeyi yapan işveren, rapor süresini takip etmesi gereken de işveren. İşçinin yemediği yemeğin parasını yıllar sonra ‘kamu zararı’ gerekçesiyle faiziyle istemek kabul edilebilir bir şey değildir. İdareyi adaletli ve vicdanlı davranmaya davet ediyorum.”
“Raporun süresini takip etmek işverenin sorumluluğunda”
Balekoğlu, sağlık raporlarına bağlı olarak yemek yardımı ödemesinin yapılması veya durdurulması konusunda çalışanların herhangi bir idari yetkisinin bulunmadığını belirtti.
Balekoğlu konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Sağlık raporuna göre yemek yardımı ödemesini gerçekleştiren işverenin kendisidir. Dolayısıyla bu raporların geçerlilik sürelerini takip etmesi gereken de işverendir. Süresi biten bir rapor varsa kurumun yapması gereken, çalışanı bilgilendirip yeni rapor ibraz edilinceye kadar ödemeyi durdurmak ve çalışanı ayni yemek hizmetinden faydalandırmaktır. ”
İdarenin kendi takip ve tahakkuk mekanizmasındaki eksikliğin bütün sonuçlarının çalışana yüklenmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Balekoğlu, yaşanan sürecin ileride yeni hukuki ve mali sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
“Ödemeyi kesmek yerine aylarca devam ettiriyorsanız işçi bundan nasıl yüzde yüz sorumlu tutulabilir? İşçinin burada tahakkuku yapan, bordroyu hazırlayan veya ödemeyi gerçekleştiren bir müdahalesi yoktur.”
“Asıl kamu zararı davalardan doğabilir”
Balekoğlu, işçiler tarafından açılabilecek davaların ortaya çıkaracağı yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve faizlerin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Asıl kamu zararı açılacak olan davalardan oluşacak dava masrafı, avukatlık masrafı ve faiz giderleri olacaktır. Bu durumda kamu zararına sebep olacak olan da idareler olacaktır.”
Sendika, bu nedenle yalnızca yapılan ödemenin niteliğinin değil, ödemeye ilişkin idari sürecin ve olası kusurların da ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini belirtiyor.
Brüt tutar ve faiz tepkisi
Sendikanın itirazlarından biri de borç hesaplama yöntemi.
Balekoğlu, çalışanların kendilerine yapılan yemek yardımı ödemeleri üzerinden vergi ve diğer yasal kesintilerin zaten gerçekleştirildiğini, buna rağmen geçmişe dönük hesaplamalarda işçinin eline geçmeyen brüt tutarın da borca dahil edilmesinin mağduriyeti artırdığını belirtti.
“İşçi kendisine ödenen yemek yardımı ve iş priminin vergisini ve diğer yasal kesintilerini zaten ödedi. Şimdi geçmişe dönük hesaplama yapıp işçinin eline hiç geçmeyen brüt tutarı da ekleyerek bir de faiz istemek yapılan yanlışı daha da büyütmektedir.”
Sendika ayrıca, varsa bir yersiz ödeme faiz uygulamasının yapılamayacağını Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsili Hakkında Yönetmeliğin 6. Maddesini gerekçe göstererek hatalı bir işlem olduğunu ifade ediyor.
“İşçinin yemediği yemeğin parasını istemek adaletli değil”
Sendikanın dikkat çektiği bir diğer nokta ise çalışanların söz konusu dönemde kurum yemekhanesinden yararlanmadığı yönündeki değerlendirme.
Balekoğlu, çalışanların nakdi yemek yardımı aldıkları için kuruluş yemeğinden faydalanmadıklarını belirterek şöyle konuştu:
“İşçi yemek ücretini aldığı için kuruluşun yemeğini yememiş. Şimdi yıllar sonra bu işçiye ‘Sen bu parayı faiziyle ve hemen geri öde’ deniliyor. Bu durum asla kabul edilemez..
Sendika, bu nedenle yapılan ödemenin yalnızca muhasebe kayıtları üzerinden değerlendirilmesinin, fiili durumun ve çalışanın uğradığı mağduriyetin göz ardı edilmesine neden olduğunu ileri sürüyor.
Bazı işçilere 268 bin liraya kadar borç çıkarıldığı belirtiliyor
Borç tutarlarının bazı çalışanlar açısından ciddi seviyelere ulaştığını belirten Balekoğlu, bazı işçilere 268 bin liraya kadar borç çıkarıldığını söyledi.
“Bazı işçi arkadaşlarımıza 268 bin liraya kadar borç çıkarıldığını görüyoruz. Bu parayı ödeyebilmek için kredi çekmek zorunda kalan arkadaşlarımız var. Bu uygulama çalışanlarımız açısından ciddi ve telafisi güç mağduriyetlere neden oluyor.”
“Peşin mi, taksit mi diye sormak çözüm değil”
Balekoğlu, bazı çalışanların kurum görevlileri tarafından telefonla aranarak söz konusu borcu peşin mi yoksa taksitle mi ödeyeceklerinin sorulduğunu da belirtti.
Bu yaklaşımın sorunun özünü çözmediğini ifade eden Balekoğlu şöyle konuştu:
“Ortada hukuken ve vicdanen bu kadar ciddi bir tartışma varken işçi arkadaşlarımızı arayıp ‘Peşin mi ödeyeceksin, taksitle mi?’ diye sormak yapıcı bir yaklaşım değildir. Önce bu borcun hangi kusurdan kaynaklandığına, işçinin bu kusurda payı bulunup bulunmadığına bakılması gerekir.”
“İl Müdürlüğü yapıcı bir tutum göstermedi”
Yetkili sendikanın İstanbul İl Müdürlüğü nezdinde çeşitli girişimlerde bulunduğunu belirten Balekoğlu, ancak İl Müdürlüğünün teftiş raporunu esas alarak uygulamadan geri adım atmadığını ifade etti.
Balekoğlu, kuruluşlara borçlandırma işlemlerinin yapılması yönünde talimat gönderildiğini belirterek şunları söyledi:
“İl Müdürlüğünün bugüne kadar yapıcı bir tutum içerisinde olduğunu maalesef söyleyemiyoruz. İtirazlarımıza rağmen kuruluşlara borçlandırma işlemlerinin yapılması yönünde talimatlar verildi. Biz bu uygulamanın durdurulmasını ve konunun hukuki yönleriyle yeniden değerlendirilmesini istiyoruz.”
Sendikadan hukuk süreci mesajı
Sendika, haksız biçimde borçlandırıldığını düşünen çalışanların hukuki süreçlerinde yanlarında olacaklarını açıkladı.
Balekoğlu, geçtiğimiz pazartesi günü 14 çalışan adına hukuki süreç başlatıldığını belirterek şu mesajı verdi:
“Haksız biçimde borçlandırıldığını düşünen bütün işçi kardeşlerimizin yanında olacağız. Dava süreçleri dahil hukuki süreçlerini takip edeceğiz. Geçtiğimiz pazartesi günü 14 arkadaşımız adına hukuki süreçleri başlattık. Bundan sonraki süreçte de tüm üyelerimizin sonuna kadar yanında olacağız.”
İstanbul İl Müdürlüğünün idari sorumluluğu da tartışılıyor
Teftiş raporunda ortaya konulan tespitlerin elbette değerlendirilmesi gerektiğini belirten sendika, kamu kaynaklarının mevzuata uygun kullanılmasının, ödeme belgelerinin güncel tutulmasının ve hak edilmeyen ödemelerin önlenmesinin kamu idaresinin sorumluluğunda olduğunu vurguluyor.
Ancak sendikaya göre bu sorumluluk, çalışanların hiçbir kusur incelemesi yapılmadan doğrudan borçlandırılmasını tartışmalı hale getiriyor.
Bu kapsamda İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün şu sorulara açıklık getirmesi isteniyor:
“İdari aksaklığın faturası işçiye kesilmemeli”
Sendika, teftiş raporuyla tespit edilen idari aksaklıkların giderilmesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, kurumun kendi takip ve tahakkuk mekanizmasındaki olası eksikliklerin mali sonucunun hiçbir kusur incelemesi yapılmadan doğrudan çalışanlara yüklenmesinin yeni ve daha büyük bir mağduriyet yaratacağını savunuyor.
Tartışmanın merkezinde ise şu soru bulunuyor:
İşveren tarafından tahakkuk ettirilen, bordroya yansıtılan ve çalışanlara ödenen bir tutarın, işçinin herhangi bir idari müdahalesi olmaksızın yıllar sonra “kamu zararı” olarak değerlendirilmesi halinde, işçinin sorumluluğunun sınırı nerede başlamaktadır ve nerede bitmektedir?
Sendika, uygulamanın durdurulmasını, borçlandırma işlemlerinin hukuki açıdan yeniden değerlendirilmesini ve çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyor.
Önümüzdeki süreçte başlatılan hukuki girişimlerin, nakdi yemek yardımlarının geri istenmesinin yanı sıra sorumluluğun işveren ve çalışan arasında nasıl değerlendirilmesi gerektiği, borcun hangi tutar üzerinden hesaplanacağı ve faiz uygulanıp uygulanamayacağı konularında da belirleyici olması bekleniyor.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Önemli haberleri bildirim olarak alın veya Kamu İşçileri sitesini cihazınıza uygulama gibi yükleyin.