Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, sağlık sorunları nedeniyle iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatı talep eden işçileri yakından ilgilendiren önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, işçinin yaptığı işin sağlığı açısından tehlike oluşturduğunun tespitinde tek hekim raporunun yeterli olmayabileceğine hükmetti. Kararda üç farklı uzmanlık alanından oluşturulacak bilirkişi heyetinin değerlendirmesi ile işyerindeki gerçek çalışma koşullarının birlikte araştırılması gerektiği belirtildi.
Karar, özellikle bel ve boyun fıtığı, ortopedik rahatsızlıklar ve benzeri sağlık problemleri nedeniyle mevcut işini sürdüremeyen ve bu gerekçeyle iş sözleşmesini feshetmeyi düşünen işçiler açısından önem taşıyor.
Yargıtay kararına konu olayda işçi, 2008-2022 yılları arasında bir mağazada sorumlu olarak çalıştı.
Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan işçi, ağır işlerde çalışamadığını ve mevcut çalışma koşullarının sağlığını olumsuz etkilediğini ileri sürerek iş sözleşmesini sağlık nedeniyle haklı nedenle feshetti ve kıdem tazminatı talebinde bulundu.
Uyuşmazlık İş Mahkemesine taşındı.
İlk Derece Mahkemesi dosya bilgileri:
Esas No: 2022/312
Karar No: 2023/304
İşveren ise işçinin iddialarına karşı çıktı. İşçinin kendi isteğiyle istifa ettiğini, mağazada ağır yük taşıma işinin bulunmadığını ve ürünlerin forklift kullanılarak taşındığını savunarak davanın reddini talep etti.
Yerel mahkeme ise dosyaya sunulan sağlık raporları ile tanık anlatımlarını değerlendirdi. İşçinin ağır işte çalıştırıldığı ve sağlık durumu nedeniyle gerçekleştirdiği feshin haklı olduğu sonucuna vararak kıdem tazminatının ödenmesine karar verdi.
İşveren vekili yerel mahkemenin kararını istinafa taşıdı.
Dosya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi tarafından incelendi.
Bölge Adliye Mahkemesi dosya bilgileri:
Esas No: 2024/615
Karar No: 2025/2463
İstinaf incelemesinde, davalı işverenin tanıklarının dahi yapılan işin ağır yük kaldırmayı gerektirdiği yönündeki anlatımları dikkate alındı.
Ayrıca üniversite hastanesinden alınan sağlık kurulu raporunda işçinin ayakta ve ağır kaldırması gereken işlerde çalışmasının uygun olmadığı yönünde değerlendirme bulunduğu belirtildi.
Bölge Adliye Mahkemesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/I-(a) maddesi kapsamında yapılan işin işçinin sağlığı açısından tehlike oluşturduğunun ortaya konulduğu sonucuna vardı.
Yerel mahkemenin delilleri toplaması ve değerlendirmesinde hata bulunmadığına karar verilerek işverenin istinaf başvurusu esastan reddedildi.
İşverenin temyiz başvurusu üzerine uyuşmazlık Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önüne geldi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi dosya bilgileri:
Esas No: 2026/1668
Karar No: 2026/4110
Yargıtay, alt derece mahkemelerinden farklı bir değerlendirme yaptı.
Yüksek Mahkeme özellikle işçinin sağlık durumunun yaptığı işi sürdürmesine engel olup olmadığı konusunda gerçekleştirilen tıbbi incelemenin yeterliliği üzerinde durdu.
Dosyada 6 Temmuz 2023 tarihli iş ve meslek hastalıkları uzmanı tarafından hazırlanmış bir rapor bulunuyordu.
Yargıtay, söz konusu raporun tek bir hekim tarafından düzenlendiğini ve mahkeme tarafından sorulan hususları yeterli ölçüde açıklamadığını değerlendirdi.
Dosyada ayrıca üniversite hastanesinden alınmış sağlık kurulu raporu da bulunuyordu.
Bu raporda işçinin ayakta ve ağır kaldırması gereken işlerde çalışmasının uygun olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştı.
Ancak Yargıtay, bu genel değerlendirmenin de tek başına işçinin gerçekleştirdiği feshin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/I-(a) maddesindeki şartları taşıdığının belirlenmesi açısından yeterli olmadığı sonucuna vardı.
Yargıtay’ın kararındaki en önemli ayrıntılardan biri yapılması gereken yeni tıbbi incelemenin kapsamı oldu.
Buna göre mahkemenin tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanelerinden;
uzmanlarından oluşacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alması gerekiyor.
Ancak Yargıtay yalnızca yeni bir sağlık raporu alınmasını da yeterli görmedi.
Karara göre işçinin hastalığı ile yaptığı iş arasındaki ilişkinin somut olarak ortaya çıkarılması gerekiyor.
Bu kapsamda;
işyerinin fiziki özelliklerinin, çalışma şartlarının ve işçinin gerçekte hangi işleri yaptığı araştırılacak.
Ardından işçinin mevcut işi yapmaya devam etmesinin, işin niteliğinden kaynaklanan bir nedenle işçinin sağlığı veya yaşayışı açısından gerçek bir tehlike oluşturup oluşturmadığı uzmanlar tarafından değerlendirilecek.
Yargıtay, bu araştırmalar yapılmadan verilen kararı eksik incelemeye dayalı buldu ve hükmü bozarak dosyayı yeniden incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderdi.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde işçinin sağlık nedeniyle derhal fesih hakkı düzenleniyor.
Buna göre iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa, işçi belirli şartlar altında iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebiliyor.
Bu şartların oluşması durumunda işçi açısından kıdem tazminatı hakkı da gündeme gelebiliyor.
Ancak Yargıtay’ın son kararı önemli bir ayrımı ortaya koyuyor:
İşçinin hasta olması ile yaptığı işin sağlığı açısından tehlikeli hale gelmesi aynı şey değil.
Uyuşmazlık halinde işçinin rahatsızlığı, yaptığı iş, çalışma ortamı ve bu işi sürdürmesinin sağlık üzerindeki etkisinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Kararın, “tek doktor raporu bulunan hiçbir işçi sağlık nedeniyle haklı fesih yapamaz” şeklinde değerlendirilmesi doğru olmayacaktır.
Yargıtay’ın incelediği somut olayda üzerinde durduğu temel mesele, işçinin yaptığı işin sağlık ve yaşayışı açısından tehlike oluşturup oluşturmadığının yeterli ve hüküm kurmaya elverişli bir tıbbi değerlendirmeyle ortaya konulup konulmadığıdır.
Nitekim olayda yalnızca tek hekim raporu değil, üniversite hastanesinden alınmış sağlık kurulu raporu da bulunmasına rağmen Yargıtay mevcut belgeleri somut uyuşmazlığın çözümü açısından yeterli görmedi.
Bu yönüyle kararın işçiler açısından en önemli sonucu, sağlık nedeniyle yapılacak haklı fesihlerde yalnızca hastalığın varlığının değil, hastalık ile yapılan iş ve çalışma koşulları arasındaki ilişkinin de güçlü biçimde ortaya konulması gerektiğini göstermesi oldu.
Özellikle ağır işlerde çalışan ve sağlık problemi nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirmeyi düşünen işçiler açısından fesih öncesindeki tıbbi belgeler büyük önem taşıyor.
İşçinin rahatsızlığını gösteren raporların yanında, mevcut işini yapmasının sağlık açısından neden sakıncalı olduğunun da ortaya konulması gerekebiliyor.
Aksi halde işçi gerçekten sağlık problemi yaşıyor olsa dahi, daha sonra açılacak kıdem tazminatı davasında feshin haklı olup olmadığı konusunda uyuşmazlık yaşanabilir.
Bu nedenle sağlık gerekçesiyle fesih işlemi yapılmadan önce somut olayın niteliğine göre yeterli sağlık belgelerinin temin edilmesi ve gerektiğinde hukuki destek alınması hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşıyor.
İlk Derece Mahkemesi: İş Mahkemesi
Esas No: 2022/312
Karar No: 2023/304
İstinaf: Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2024/615
Karar No: 2025/2463
Temyiz: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2026/1668
Karar No: 2026/4110
İlgili düzenleme: 4857 sayılı İş Kanunu m.24/I-(a)
Uyuşmazlık: Sağlık nedeniyle haklı fesih ve kıdem tazminatı
Yargıtay’ın sonucu: Eksik araştırma nedeniyle bozma ve dosyanın yeniden incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi.
İsa Karakaş, İstanbul Ticaret Gazetesi, “Yargıtay kararı! Haklı fesih için tam teşekküllü heyet raporu şart”, 18 Eylül 2026.
https://istanbulticaretgazetesi.com/yazarlar/isa-karakas/yargitay-karari-hakli-fesih-icin-tam-tesekkullu-heyet-raporu-sart
Onedio, “Yargıtay’dan Yeni Karar: Tek Doktor Raporuyla Kıdem Tazminatı Almak Artık Yeterli Değil”, 19 Eylül 2026.
https://onedio.com/haber/yargitay-dan-yeni-karari-tek-doktor-raporuyla-kidem-tazminati-almak-artik-yeterli-degil-1381981
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Önemli haberleri bildirim olarak alın veya Kamu İşçileri sitesini cihazınıza uygulama gibi yükleyin.